Kayıtlar

Montaigne - Stefan Zweig

Resim
Homeros, Shakespeare, Goethe, Balzac, Tolstoy gibi bazı seçkin yazarlar vardır; bunlar, hangi yaşta ve hayatlarının hangi evresinde olurlarsa olsun herkese hitap ederler. Bir de, belirli bir anı yaşayana dek ne kadar Önemli olduğu iyi bir şekilde anlaşılamayan yazarlar vardır. Montaigne bunlardan biridir. Gerçek değerinin farkına varabilmeniz için çok genç ve hayat acemisi olmamalısınız. Özellikle de dünya çalkantısının oluşturduğu dalgalarla sürüklenmek gibi bir kaderi yaşayan bizim kuşak için en çok onun düşüncelerinin özgürlüğü ve tutarlılığı işe yaramaktadır. Ancak çalkantılı ruhuyla, savaş, şiddet ve ideolojik zulmün herkesin yaşamını ve bu yaşamdaki en değerli malzeme olan benliğin özgürlüğünü tehdit ettiği bir çağda yaşamak zorunda kalan Montaigne, sürünün taşkınlıklarına karşı insanın kendine sadık kalabilmesi için ne kadar çok cesaret, samimiyet ve azim gerektiğini bilebilirdi. Sadece Montaigne dünyadaki en zor ve en ağır işin, insanın kendi entelektüel ve ahlaki bağımsızlığın...

Şeker Bayramı.

Şeker bayramına isim uydurmak ve Ramazan bayramı adını koymak fetö destekli akepe uydurmasıdır..! Osmanlı’dan miras...! Nasıl adlandıracağız bu şenlik gününü/bayramı? Hz. Muhammet, bayram namazına da gitmeden önce hurma yerdi. Manevi evladı Hz. Enes an­lattır: “Resulullah bayramda bir­kaç hurma yemedikçe namaza gitmezdi.” Hurma, zamanla “şeker” oldu. Orucun bitimiyle kutlanan bayramda tatlı yemek sünnet oldu. Örneğin... Osmanlı Sarayı’nın ramazan ayında Yeniçeri Ocağı’na tatlı göndermesi gelenekti. Osmanlı’dır “Şeker Bayramı” adını ilk kullanan... Bunu bilmeyenler... Atatürk ve Cumhuriyet ile hesaplaşması olanlar dedi ki, “Şeker Bayramı adı uydurulmuştur; aslı Ramazan Bayramı’dır!” Öyle ya kendileri uydurmak zorundalar. Gerçi buna da şükür, “bayramlarımızı yasakladılar” da diyebilirlerdi! Oysa gelenek Osmanlı’dan Cumhuriyet’e miras. Bu meseleler “kulaktan doyma” laflarla olmaz. [ Soner Yalçın]

Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a çıkışı.

Resim
1919 yılı Mayıs'ının 19'uncu günü Samsun'a çıktım. Genel durum ve manzara : Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu durum, Dünya Savaşı'nda yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, Şartları ağır bir ateşkes Antlaşması imzalamış, Büyük Harbin uzun yılları boyunca, millet yorgun ve fakir bir halde. Milleti ve memleketi Dünya Savaşı'na sokanlar, kendi hayatları endişesine düşerek memleketten kaçmışlar. Saltanat ve hilafet makamında bulunan Vahdettin, soysuzlaşmış, şahsını ve yalnız tahtını emniyete alabileceğini hayal ettiği alçakça tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa'nın başkanlığındaki hükümet aciz, haysiyetsiz, korkak, yalnız Padişahın iradesine tabi ve onunla beraber şahıslarını koruyabilecek herhangi bir duruma razı, Ordunun elinde silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta. İtilaf Devletleri, ateşkes Antlaşmasının hükümlerine uymağa lüzum görmüyorlar. Birer vesileyle itilaf donanmaları ve askerleri İstanbul'da Adana vilayeti Fransızlar, Urf...

Son padişah Mehmet Vahdettin

Resim
"...Bu bedbaht adam, zaten aylardan beri İngiltere’nin elinde oyuncaktan başka bir şey değildi. Millî Hareket muzaffer olur da kendisi tahtını kaybeder korkusu ile onu tamamen İngiliz subayı Harrington’un iradesine bırakmaktan çekinmedi. Harrington, sadece Büyük Britanya birliklerinin başkomutanı değil, aynı zamanda İstanbul’u işgal eden birliklerin de başı idi. Bu davranış, memleketine karşı işlenmiş tam bir ihanetti... General Harrington, (Osmanlı’nın) tasfiyeye giden (bir) ağır işi yönetmekte idi. Bu nedenle de, memleketlerinin kurtuluşu için Anadolu’da savaşan milliyetçilere açıktan açığa karşı idi. 16 Mart 1920 günü, İstanbul’da yurtsever milletvekilleri, âyan üyeleri ile Ankara’ya sempati gösteren gazetecilerin tutuklanmalarını emretti ve onları Malta zindanlarına sürdürdü. Bir yandan da Kurtuluş Savaşı’nın başarılacağına inanmayan, millî amaca ihanet eden kişileri destekledi. Sultan bu kişiler arasındaydı. Bu sırada İngiliz dretnot filosu Boğaz’da, Yıldız Sarayı’nın çok yak...

Diderot Etkisi ve tüketici"

Resim
PROF. DR YAVUZ ODABAŞI  Aydınlanma döneminin önemli düşünürlerinden ve filozoflarından Fransız Denis Diderot (1713-1784), yaşadığı bir deneyimini yazıya dökerek okurlarıyla paylaşır. O meşhur yazısında, yeni bir ropdöşambır edinmenin yaşamına nasıl etkilediğini ve değiştirdiğini dile getirir. Eskimiş olanın yerine, bir arkadaşının hediye olarak verdiği güzel, şık bir ropdöşambır edinmiş olan Diderot, kırmızımsı ve kadifemsi ropdöşambırı ile çalışmak için masasına geçtiğinde, ilk olarak çalışma masasının ne kadar eski püskü olduğunu fark eder.   Böyle güzel ve şık bir robdöşambıra uygun, ona uyum sağlayacak yeni bir çalışma masası ile eskisinin değiştirilme ihtiyacında olduğunu fark eder. Yeni masa; kitap kutusunun, sandalyelerin, duvar halısının ve odadaki diğer eşyaların benzer bir bakış ve değerlendirme ile bütünlük ve uyum sağlayacak biçimde değiştirilmesi gerektiği ortaya çıkar. Yeni ropdöşambır odadaki her şeyin, karşılaştırma yapıldığında eski, kullanılmış görünmesine ve...

Voyager 2 sınırları aştı..!

Resim
Voyager2 sınırları aştı ve yıldızlararası bölgeye adım attı..Artık bilgi ve görüntü gönderemiyor ama nükleer enerji ile çalıştığı için yoluna devam ediyor ve üzerinde taşıdığı meşhur altın plakta gezegenimizin yeri, buradaki yaşam ve insanlar hakkında değerli bilgiler var. Acaba bu bilgileri paylaşmakla doğru mu yapıyoruz.? 

Yılbaşı ve Noel kutlamaları nasıl başlamıştır.?

Resim
Noel  sözcüğü köken olarak Latince Natalis (doğum) kelimesinden gelmektedir. Türkçe'ye Fransızca Noël (Noel sezonu) sözcüğünden geçmiştir. Fransızca "haber" veya "yeni" anlamındaki "nouvelle" kelimesinden geldiği de düşünülmektedir. Ayrıca Galya dilinde "noio" yani yeni anlamına gelen kelime ile "hel" güneş anlamına gelen kelimenin birleşmesiyle oluşan "Yeni Güneş" anlamına geldiği düşünülmektedir. Noel, her yıl 25 Aralık tarihinde Hz. İsa'nın doğumunun kutlandığı Hristiyan bayramını ifade etmek için kullanılır. Ayrıca Doğuş Bayramı, Kutsal Doğuş veya Milât Yortusu olarak da bilinir. Yıl başı veya yeni yıl kutlamaları ise bambaşka bir konudur. Bu tarz kutlamalar, Hristiyanlık öncesinde de yapılmaktadır. Örneğin, Orta Asya'daki Türkler farklı dönemlerde yeni yıl olarak Nardugan ve Nevruz'u kutlamışlardır. Konunun detaylarını aşağıda bulabilirsiniz. Hristiyanlık aleminde yılbaşı ve noel kutlamaları nasıl başlamış...

İslami açıdan yılbaşı ve noel kutlamaları nasıl değerlendirmelidir?

Resim
İslami açıdan yeni yıl kutlaması yapmak haram olarak nitelendirilebilecek bir konu değildir. Yeni yılın daha iyi geçmesini umut etmek, yeni bir yıla daha ulaşmanın mutluluğunu yaşamak, mümkünse dualar etmek, aile bireyleriyle buluşmak ve hediyeleşmek dini ritüel'lerle ilgili bir konu değildir.  Diğer taraftan, noel (christmas) dini bir ritüel olduğu için İslam anlayışında bunun herhangi bir yeri yoktur. Noel ağacı hazırlamak, noel baba'nın gelmesini beklemek, noel hediyeleri hazırlamak, ... zaman içerisinde değişikliğe uğramış bir dinin sonradan eklenen gelenekleridir. Bu tarz gelenekleri uygulamak, Kuran'da doğrudan haram olarak belirtilen bir konu değildir. Ancak bazı ayet ve hadislerden konuyla ilgili çıkarımlar yapılabilir. Örneğin: Sonra seni din konusunda bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy; bilmeyenlerin isteklerine uyma. Çünkü onlar Allah'a karşı sana hiç bir fayda veremezler. Doğrusu zalimler birbirlerinin dostlarıdır. Allah da takva sahipler...

Lamalar grip olmamızı önleyebilir.!

Resim
Lamalar ve develerde bulunan bir antikor Üzerinde çalışan bilim insanları, bunun grip enfeksiyonlarını önleyebilecek uzun ömürlü bir aşı olabileceğini söylüyor.  Fareler üzerinde yapılan deneyler, geliştirilen antikorun başarısını onayladı.  Grip virüsünün genleri, virüsün kendi yüzeyinde taşıdığı ve hemogglutinin (HA) olarak adlandırılan biyoişaretçi türünü sürekli değiştirmesine yardımcı olur. Bu nedenle, öncesinde kullanılan antikorlar virüsün gelecek nesillerini işaretlerken aynı başarı oranını kaydedemiyordu. Dolayısıyla her yıl yeni aşılar geliştirilmesi gerek.  Grip virüsünü hedef alıp, değişime rağmen etkisiz hale getirebilen bu yeni antikorlar küçülerek virüslerin içine sızıyor. Dahası, onlarla yapılacak olan aşılama, burun içine püskürtmek kadar basit bir yöntemden ibaret. Yani burun spreyi kullanarak grip virüslerine karşı aşılanmanın mümkün olacağı bir geleceğe adım atmış olduk. 

Elektrik üreten perde

Resim
Turkcell'in Arıkovanı adlı kitlesel fonlama,platformu, güneş enerjisinden yararlanarak, bir evin elektrik ihtiyacınının Üçte birini karşılayabilen perde görünümlü güneş panelleri projesine ev sahipliği yapıyor.  "Solar Curtain" adlı projede tanıtılan perdelerin dışarıya bakan kısmında güneş panelleri mevcut. Üretilen elektriğin anlık olarak kontrol edilebildiği sistem, katlanabilir stor perdeler görünümünde.  Perdenin Üzerindeki fotovoltaik hücrelerin verimliliğiyse yüzde 22. Yani ticari amaçlı panellerin günümüzde ulaştığı en yüksek verimlilik değerine sahip. Perdeler ayrıca özel kumaşı sayesinde, bulunduğu ortamın ısısını da kontrol altında tutabiliyor.  Popular Science - Aralık 2018

Amerika kıtasının gerçek sahibi kızılderililer kimdir.?

Resim
Kızılderililerin hikayeleri tecrübelerinden ve inançlardan doğmuştur. Tecrübeleri inançlarıyla yoğurmuş ve olağanüstü bir kalıba sokmuşlardır. Bazıları toprağın güzelliklerini ve gücünü tasvir eder. Bazıları tabiat harikalarını, yaradılış muammasım, dünya şimdiki haline gelinceye kadar geçirilen dönemleri, aşılan zorlukları; mevsimlerin, ateşin, ışığın, savaşların, adetlerin kaynağını, inançların sebebini açıklamaya çalışır. Bazı hikayeler sadece hayvanlar arasında, bazı hikayeler sadece insanlar arasında geçer. Ama çoğu hikayelerde hayvanlar, insanlar, bitkiler, göklerdeki cisimler, yer altındaki varlıklar, ölüler, diriler, ruhlar, hepsi bir aradadır. Her varlığa bir şahsiyet verilmiştir, cinsiyet verilmiştir. Bu şahsiyet ve cinsiyetler kabileden kabileye değişebilir. Mesela, güneş bazen karşımıza kadın olarak çıkar, bazen erkek... Bazı mefhumlar bile canlı yaratıklardır; mesela, ihtiyarlık, fakirlik, açlık insanoğluna ilelebet musallat olacak uç canavar olarak tasvir edilir. İyiler v...

Komünist teşekküller ve Mustafa Kemal

Resim
Milli mücadele yıllarında, Ankara ve Eskişehir gibi vilayetlerde kurulan komünist teşekküller TBMM içindeki tesirine ve faaliyetine göre üç safhada belirmiştir. Birincisi “Yeşil Ordu” hareketidir. İkincisi Türkiye Komünist Partisi’nin legal faaliyeti ve veçhesi olan “Halk İştirakiyun Fırkası”, üçüncüsü de Mustafa Kemal Paşa’nın yakın arkadaşlarına teşekkül ettirdiği muvazaalı [danışıklı] “Türkiye Komünist Partisi’dir.” Bunlardan “Yeşil Ordu” yarı gizli, muvazaalı Komünist Partisi açık, “Halk İştirakiyun Fırkası” açık kuruluşlardır. Mustafa Kemal Paşa’nın kurdurttuğu muvazaalı partinin dışında üç komünist kuruluşun Bakü’de Mustafa Suphi’nin başında bulunduğu “Türkiye Komünist Partisi” ile ilgileri olduğuna dair, “İstiklâl Mahkemeleri”nde belirtildiğine göre karine değerinde bilgiler ortaya dökülmüştür. Ankara’da talimatla bir Komünist Parti de kurdurulur. Mustafa Kemal Meclis’in gizli oturumunda [22 Ocak 1921], Bakü’de Kömünist Fırkası’ adıyla bir başka parti daha kurulduğunu anlatır ve...